feraset
/fɛɾaːsɛt/
isim
Origin
Arapça
f-r-s — anlamak, sezmek, bir şeyin iç yüzünü kestirmek
Overview
Meaning Now
- Bir olayın iç yüzünü kavrama yeteneği, seziş, anlayışlılık, zeka ve görüş keskinliği.
Literal older meaning
Anlama, kavrama ve feraset sahibi olma durumu.
Language path
Arapça → Osmanlı Türkçesi → Türkçe
Earliest form
ferāset
Earliest period
14. yüzyıl
Journey
İslam düşünce geleneğinde ve tasavvufta feraset, müminin dış görünüşten hareketle iç dünyayı veya gizli olanı sezmesi olarak tanımlanır. Kelime, 'f-r-s' kökünden türemiş olup, bir şeyin karakterini veya durumunu atın koşuş tarzından veya işaretlerden anlamak gibi keskin bir algı süreciyle ilişkilendirilir.
Evolution
- Klasik Arapça
firāsa
“sezgi, anlayış yeteneği”
- Osmanlı Türkçesi
ferāset
“feraset, derin anlayış”
- Türkiye Türkçesi
feraset
“anlayış, sezgi gücü”
Connections
Word parts
feraset
root
sezgi ve kavrama yeteneği
Related across languages
Farsça
firāsat
sezgi, anlayış
Explore next
Related to feraset
External references use DefinedTerm semantics.